Şehirlerden Efsaneler -1
📍Anavarza Kalesi Efsanesi 🍃
Adana'nın Çukurova ilçesinde Ceyhan ırmağının kenarında yüksek bir dağ vardır. Zamanında dağın etrafında yaşayan halk kralları için bu dağın tepesine bir kale inşa ederler. O zamanlarda şehirde yaşayan taş ustaları, taştan oymalarla evleri ve meydanları süsler, insana şaşkınlık verecek, hayranlık duyulası eserler yaratırlarmış. Ve bu dağın üstüne kale yapmak için çok çalışmışlar. Dillere destan bir kale yapan ustalar su yolunu bir türlü bulamamışlar ve çok az miktarda gelebilecek bir su yolu yapmışlar. Fakat insancıl ve merhametli kral pek ses etmemiş bu duruma, halkı ile mutlu mesud yaşar her gece evlerden kahkaha sesleri duyulurmuş. Kale bittiğinde ise bölgenin halkı Anavarza'lılardan oluştuğu için Anavarza Kalesi olarak nam salmış. Tek girişi olan kale çok korunaklı ve sağlam yapılmış. Günümüzde hâlâ kalıntıları bulunan bu kalenin bir de efsanesi varmış.
Efsaneye göre;
Birgün Sis Kralı‘nın elçisi, Anavarza Kralı‘na gelmiş ve “Ulu Sis Kralı adına, yüce Anavarza Kral’ına saygılarımı sunarım.” demiş. Kral, “Söyle bakalım, ne diler kralın bizden?” deyince de elçi:
– Kralım kızınızı oğluna ister, demiş.
– Yaa, öyle mi?
– Evet yüce kralım.
– Ya istediğini kabul etmezsem?
– Ulu kralım bunu da düşünmüştür. Kızınızı oğluna vermezseniz, krallığınıza savaş açacağını bildirmekle de görevli bulunuyorum.
– Savaş diler demek?
– Hayır… Ama…
– Sis Kralına söyle, bu işi düşünmemiz gerekir…
Diyerek göndermiş elçiyi. Ve düşünmeye başlamış. Kralın ay kadar güzel yüzlü, sırma saçlı badem gözlü ve bir o kadar da zeki olan kızı, tüm halk tarafından bilinir, sevilirmiş. Bu kıza bakan dönüp tekrar bakarmış. Güzelliği tüm çevre krallıklarca duyulmuş. Ve Kral daha düşünürken içeri başka bir elçi daha girmiş. Misis Kralı' da güzeller güzeli bu kızı kendi oğluna istemiş. Ve verilmediği takdirde savaş açacağını belirtmiş. Kara kara düşünmeye devam ederken içeriye ay yüzlü prenses gelmiş. Babasının bu düşünceli hali onu derinden üzmüş. “Olur mu ey benim Kral babam, ben senin kızın değil miyim? Bana derdini niçin açmazsın?” diye kahırlanmış. Kral, “Kızım, güvercin topuklu yavrum, demiş. Çok haklısın. Bilmem ki ne etsem. Sis Kralı elçi göndermiş, oğluna seni ister. Misis Kralı da elçi göndermiş. O da oğluna seni ister. Vermezsem savaş açılacak, hangisine tamam desem, yine de olacağı bu. Ne yapmalı, bilemedim!” demiş.
Kızı gülmüş ve “Ondan kolay ne var, babacığım!”, demiş. “Şeytan bile çözemez bu düğümü kızım.” demiş kral. Kızı da;
Babasına dönerek, “Kral babam, bundan kolay bir şey yok! Dersen ki onlara, ‘ben kızım veririm, veririm ama, bir şartım var. Anavarza’nın suyu az. Buraya bol suyu önce kim getirirse, onun oğluna kızımı veririm…’ Onlara öyle söyleyin siz. Gerisine karışmayın.”demiş.
“Bak işte bunu hiç düşünmemiştim. O zaman savaşsız çözeriz bu işi” demiş kral. “Elbette babacığım. Halkımız rahat, huzur içinde yaşıyor. Onların benim yüzümden acılara katlanmalarını, ölmelerini istemem hiç.” demiş kızı.
Böylece aradan günler geçmiş. Her iki kralın elçileri, Anavarza Kralı’nın kararını öğrenmek üzere Anavarza’ya gelmişler. Kral onlara kızının önerdiği çözümü söylemiş: “Anavarza’ya bol suyu ilk getireninin oğluna kızımı vereceğim. Kararımı krallarınıza böyle iletiniz.”
Elçiler, bu kararı hemen kendi krallarına iletmişler. Bunun üzerine, Sis Kralı yukarıdan, Misis Kralı da aşağıdan başlamış su yolunu yapmaya. Sis Kralı su yolunu yontma taşlardan, çok güzel, sağlam biçimde yaptırmaya uğraşırmış. Bu yüzden işi gecikirmiş.
Günler geçmiş, yollar ilerlemiş, sonunda aşağıdan Misislilerin suyolu görünmüş. Sislilerden bir haber yok. Misislilerin suyolunun kente yaklaşmakta olduğunu gören kızı almış bir üzüntü. Meğer içten içe yiğitliğini duyduğu Sis Kralı’nın oğlunu seviyormuş. Ona adamlar göndermiş: “İyiye kötüye bakma. Elini çabuk tut, su yolunu bir an önce bitir!” demiş.
Ama taş yol bu. Peynir değil ki; doğrana. Çamur değil ki; sıvana. Sonunda Misislilerin yolu bitmiş. Su gelmiş kentin kapısına dayanmış. Dayanmış dayanmasına, ama kız buna dayanamamış. Sevmediği biriyle evlendirilmektense, canına kıymaya karar vermiş ve kendisini kayalıklardan aşağıya atmış.
Derler ki; Anavarza o günden sonra bir daha şenlik nedir bilmemiş. Neşe dolu kahkahalar, kentin evlerinden bir daha hiç yükselmemiş…
(Kaynak: www.adanakultur.gov.tr)

Yorumlar
Yorum Gönder